|
KALINSE
|
 |
« Yanıtla #3 : 04 Ağustos 2007, 19:05:53 » |
|
AMAÇSIZ HOŞGÖRÜR ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
Seviyeli hoşgörülü bir ailede yetişen çocuğun kişiliği olumlu olarak etkilenir.Baskıdan uzak olması nedeniyle daha yaratıcı ve kendinden emindir. Amaçsız hoşgörülü aile ortamında yetişen çocuk boşlukta gibidir.Başka çocukların ve toplumun içine girdiği zaman çekingenlik, ürkeklik , göstermek- te,grup içinde etkin rol alamamakta ,grubun önemsiz işlerini yapmaya eğilim göstermekte,dolayısı ile güvensizlik içinde ve endişeli olmaktadır.Çünkü evin dışındaki kurallar ev kuralları ile çok farklıdır.Evde tek kural vardır."Anne babayı kızdırma!" Topluma dahil olabilmek için kavgacılığı, hırçınlığı ,agresifliği ,kırıcılığı geliştirebilir.İletişimi bu olumsuz özelliklerle kurmak isteyebilir.Grubun lideri olup yönlendirmek isteyebilir.Grubun onayını kazanmak için yasa dışı işler yapabilir.Böylece ana babalarından yeterli ilgiyi görmeyen ama serbestliği olan çocuklar ya edilgen ya da etken olarak arkadaşlarından onay ve ilgi almaya çalışırlar. MÜKEMMELİYETÇİ ANNE BABA TUTUMU Mükemmeliyetçi anne baba her şeyin en iyisini çocuğundan bekler.Kendi gerçekleştiremediği yaşantıları çocuklarının gerçekleştirmesini ister. Mükemmeliyetçi anne babanın çocuğu sınıfın birincisi ve hatta okulun birincisi olmalıdır.Ayrıca çok iyi resim yapmalı,şarkı söylemeli,iyi konuşmalı,lider olmalı, iyi yüzmeli,koşmalı herkesin parmakla göstereceği örnek davranışlar sergileyen çocuk olmalıdır. Hayır !Böyle ailelerde çocuk asla çocuk olmaz.Çocukluğunu yaşayamaz.
Bu tutumda olan anne babalar çocuğu olduğu gibi kabul etmez.Onun her zaman (Number one) (bir numara) olmasını isterler.Bilgi yönünden iyi yetişmiş olmasını istediği gibi bedensel,zihinsel yönden gelişmesi için özel eğitime tabii tutarlar.Çocuğun eksik olduğu kısımlar var ise özel derslerle bu yönü telafi etmeye çalışırlar.Çocuğun kaldırabileceğinden çok daha fazlası ona yüklenir. Çocuğun yanlış yapmaya kesinlikle hakkı yoktur.Mükemmeliyetçi ailelerde anne babaların kuralları ve kalıpları vardır.Çocuklarda bu kurallara uymak zorundadır. Mükemmeliyetçi anne babalar çocuklarından aşırı din,ahlak ve toplum kurallarına uyum beklerler.Kendi çocuklarına bütün çocukça davranışlar yasaklanır.Çocuğun arkadaşlarının seçimi de aileye aittir.Örneğin: Çocuk sonradan bir problem çıkmasına engel olmak için annesine gelerek "Anne karşı mahalleden Ahmet/Sema var, babası işçi ,onunla arkadaş olabilir miyim?" diye sorar.Anne hemen "O çocuğun ailesi iyi değil,Kendiside oldukça görgüsüz ve pis,Ahmet/Sema sana uygun bir arkadaş değil (Kişilik, görünüm,maddiyat,eğitim, aile yapısı ...ve diğer nedenler)nedeniyle o çocukla arkadaş olman uygun değil bir daha seni onun yanında dahi görmek istemiyorum." Der.Çocuk son bir gayretle itiraz etmeye çalışır ama nafile .Anne babalar çocuklarının kendi çocuklarına benzeyen çocuklarla arkadaşlık kurmasını isterler.Diğerleri için çocuğa kesinlikle izin vermezler. Çocuk anne babanın kurallarına ters olan hareketlerde bulunduğunda çocuğa verilen cezalar da katı ve sert olmaktadır.Önce duygusal sömürü demagoji "Saçımı senin için süpürge ettim, hayırsız evlat,ölürsem hakkımı helal etmeyeceğim....gibi"eğer bunlar işe yaramazsa fiziksel şiddet yani dayak uygulanmaktadır.Ve tüm bunlar "Çocuğumun iyiliği için"mantığından yola çıkılarak yapılmaktadır. Mükemmeliyetçi anne babalar çocuklarından aşırı titizlik ve temizlik beklerler.Çocuğun azıcık üstünü kirletmesi dahi büyük bir olay haline getirilir. Dört dörtlük insan projesi çocuğa çizilerek "İşte sen böyle olmalısın. " denilir.Anne babanın çocuktan beklentileri çocuğun kapasitesinin çok üstündedir.Çocuk devamlı onların istedikleri kalıba uymak zorundadır. Evde daha çok askeri eğitim sistemi hakimdir.Sabah kalkış saat 8.00,kahvaltı 8.30...çocuğun akşetkin yatış saati 21.30 şeklindedir.Evde her şey bir kurala bağlanmıştır. Mükemmeliyetçi anne babalara sesleniyorum.Çocuklarınıza çocukluklarını yaşama fırsatı verin.Geçen günler özellikle çocukluk günleri bir daha asla geri gelmez.Bırakın çocuklarınızın da neşeyle anlatabilecekleri çocukluk yaşantıları olsun.Hiç kimse mükemmel olamaz.Hepimizin eksik yönleri mutlaka vardır.Kendimizin bir devamı değildir çocuklarımız.Kendi yaşamadığımız yaşantıları onlardan beklemeyelim.Çünkü bizim hayatımız bize çocuğumuzun hayatı ise ona aittir.Amacınız motomot bir robot yetiştirmekse tercih sizin.
MÜKEMMELİYETÇİ ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
Mükemmeliyetçi anne baba tutumuyla yetişen çocuklar ağır nörotik gelişim gösterirler.Kişilik ve karakter yapıları genelde çok katıdır.Esneklik görülmez.Onlar için bir şey ya siyahtır ya da beyaz.Hayatlarında gri ve diğer renkler yer almaz.Bir şey veya kimse ya iyidir ya da kötü. Çocuk daima bir çatışma içindedir.Kendi doğal iç güdüleri ve ağır kurallar arasında sıkışıp kalmıştır.Sürekli sevgi ve nefret karışımı duyguları aynı anda yaşar. Çocuk her işte en iyisi ve en üstünü olmak ister.Fakat her işte istediği seviyeyi yakalamayınca hayal kırıklığına uğrar.Aşağılık duygusu çocukta gelişir."Bu durumu anne babama nasıl açıklarım?"düşüncesi çocuğu hiç yalnız bırakmaz. Anne baba doyumsuz olduğu ve hep daha hep daha dediği için çocukta da doyumsuzluk yerleşir.Çocuk nerede durması gerektiğini bilemez.Son noktayı onun yerine başkaları koyar. KABUL EDİCİ,GÜVEN VERİCİ HOŞGÖRÜLÜ VE DEMOKRATİK ANNE BABA TUTUMU Anne babanın çocuğu kabulü,sevgi ve sevecenlikle ele alması,çocukla ilgilenmesi şeklinde davranışa yansımaktadır.Kabul eden anne baba,çocuğun ilgilerini göz önünde tutarak ,onun yeteneklerini geliştirecek ortamı çocuk için hazırlar.Kabul gören çocuk,genellikle sosyalleşmiş,işbirliğine hazır,arkadaş canlısı,duygusal ve sosyal açıdan dengeli ve mutlu bir bireydir.
Anne baba birbirlerine ve çocuklarına karşı olan duygularında net ve açıktır.Aile içinde güven ve şeffaflık vardır.Aile huzurludur.Problemlerle nasıl baş edebileceklerini birlikte araştırırlar.Bu ortamda yetişen çocuğa kişilik özelliği olarak aynen yansır. Ana babaların çocuklarına karşı hoşgörülü sahibi olmaları,çocuklarını desteklemeleri,bazı kısıtlamaların dışında çocuğun istek ve arzularını yerine getirmeleri anlamına gelmektedir. Her çocuk kabul edilmek ve yaptığı davranışın sonucunda onaylanmak ister. Büyük veya küçük olsun yaptığı davranışın sonucunu görmek ister."Aferin,bak ne güzel de yapmışsın ,bu konuda oldukça başarılısın."Deyip çocuğun başını okşamak ona dünyaları vermekle eşdeğerdir.Çocuk başardığını ve onaylandığını gördükçe daha fazla başarmak ve daha fazla onay ve övgü almak isteyecektir.
Eğer aile ortamı çocuğa kendi benliğini,kimliğini ,duygu ve düşüncelerini anlatma özgürlüğü veriyorsa çocuk sağlıklı bir biçimde olgunlaşma yolunda gelişir. Ana babanın denetimli serbest bırakması çocuğun kendisini geliştirici imkanları önüne sunması demektir. Çocuk daha yaratıcı ve daha toplumsal bir birey olarak yetişecektir. Bu tutum içersindeki ana babalar olgun insanlardır. Aileyi ilgilendiren kararlar alınırken çocuğunda fikri alınır."Daha o çocuk. Bu işten o ne anlar."Mantığı bu aileler de görülmez.Bu tür ailelerde çocukta bizimle yaşıyor. Ve alacağımız kararlarda onun da söz hakkı olmalıdır. Düşüncesi hakimdir. Aile fertlerinin hepsinin eşit söz ve oy hakkı vardır. Çocuğun bir birey olarak ailesini sevip sayan ama bağımsız bir fert olması gerektiği inancı mevcuttur. Çocuğa sevgi ve saygı gösterilir. Çocuğun kendi düşünce ve fikirlerini (ne kadar mantıksız olursa da olsun) açıklama fırsatı verilir. Çocuk susmaya değil konuşmaya teşvik edilir.
Aile her şeyden önce çok iyi rehberdir. Çocuğa yol gösterilir ama alacağı kararlar konusunda serbest bırakılır çocuğa bir çok alternatif sunulur . seçim sadece çocuğa aittir. Seçimin sonucuna katlanması da çocuğundur. Böylelikle çocuğa nasıl karar vereceği aldığı kararların sonucuna da nasıl katlanacağı öğretilir."Karar senin kararın. Sonuçta aldığın karar kadar senin çünkü yaşadığın hayat sadece ve sadece sana aittir."Düşüncesi ailede hakimdir. Çocuğun ailede kendine özgü bir yeri vardır. Ailenin diğer üyelerinin istek ve ihtiyaçları , denge içinde karşı-etkinır.
Böyle bir ailede evde ve toplum da kabul edilen ve edilmeyen davranışların sınırları bellidir. Çocuk neyi nerede yapacağını veya yapmayacağını bilir. Ev ve toplum kuralları, çocuğa anlatır. Ve bizzat uygulaması yapılır. Her şeyden önce anne ve baba iyi bir modeldir. Çocuklarında görmek istemedikleri davranışları kendileri de yapmazlar. Çocuk sınırlar için de özgürdür. Sözleri dinlenir yetişkinler tarafından kendisine değer verildiği ve önemsendiği çocuk hisseder. Kendine ait bir saygı ve özgüven geliştirir. Özellikle çocuğa şiddet ve duygusal yaptırım gücü yerine ona anlatarak ve onu ikna ederek denetlemeyi seçen anne babanın çocukları: anne babaların duygu, düşünce değer ve beklentileri hakkında sebepleri ve sonuçları konusunda bilgi sahibidirler. Çocuklar buna göre hareket ederler. Evde hangi davranışın sonucunun ne olacağı önceden belirlenmiştir. Demokratik ailede yetişen birey , hem davranış seçiminde kendini özgür görebilir, hem de seçimleri hakkında kısıtlanacağından çekinmeden anne ve babasına danışabilecek onlarla fikir alış verişinde bulunabilecek durumdadır. Aile fertleri arasında açık ve net bir iletişim söz konusudur. Duygu ve düşünceler açık kalplilikle ifade edilmektedir. Problemlerde yine aynı şekilde konuşarak ve ikna edilerek çözüme ulaştırılmaya çalışılır. Çözüm ararken de demokratik yollara baş vurulur.
KABUL EDİCİ, GÜVEN VERİCİ VE DEMOKRATİK ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
Demokratik ve güven verici bir ortam da yetişen çocuk , kendine ve çevresine saygılı ,sınırları bilen ,yaratıcı,aktif, etkin, girişken, yaratıcı ilişkiler kurabilen, kendine karşı fikirlere saygı duyan, kendi inandıklarını sonuna kadar savunabilen ,atılgan, fikirlerini serbestçe söyleyebilen ve kendine ait fikirleri doğrultusunda hareket eden , kişilik ve davranışları açısından dengeli sorumluluk duyguları gelişmiş, kurallara ve otoriteye karşı körü körüne bağlı olmayan, hoşgörülü ,açık fikirli , anlaşılır, toplumsal ve uyumlu bir birey olarak yetişir.Böyle özelliklere sahip olan çocuğu kim istemez ki ? Şimdiye kadar anlatmaya çalıştığım anne baba tutumları içinde en sağlıklı ve başarılı olanı"güven verici" "kabul edici" "destekleyici" "hoşgörülü" ve "demokratik" anne baba tutumudur.Ancak bu esnek yaklaşım için de bedensel , zihinsel, ve ruhsal açıdan sağlıklı bireyler yetişebilir. KARAR SİZİN... ÇOCUĞUNUZU NASIL YETİŞTİRMEK İSTİYORSUNUZ? Çocuğunuza şimdi uygulamış olduğunuz eğitim tarzının olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir? Yetiştirdiğiniz bir insan. Dönüşü olmayan hatalar yapmamak için,neler yapmalıyız? Henüz her şey bitmiş değil. Çocuğunuza iyi bir eğitim verebilmek ve her açıdan sağlıklı bireyler yetiştirebilmek, hepimizin amacı . bu amaç doğrultusunda neler yapabiliriz? ANNE BABALARA ÇOCUK EĞİTİMİ KONUSUNDA GENEL TAVSİYELER Çocuğunuz, evet! Sizin ve eşinizin çocuğu öncelikle onu benimseyin ve her haliyle onu kabul edin.Onu sevin sevmeye ve sevilmeye hepimizin ihtiyacı var. Şimdiden karşılığını yıllar sonra alacağınız bir yatırım yapın ve çocuğunuzla ilgilenin.
0-6 yaş arası çok önemli .Bu yaşlar arasında çocuğunuzla kurduğunuz ilişki ömür boyu kuracağınız ilişkinin temelini oluşturacaktır. Temeli iyi atın ki binanız sağlam olsun.
Çocuğunuza iyi bir örnek ve iyi bir model olun. Ona ne verirseniz , size de aynısını geri verecektir. Doğru, dürüst olmasını istiyorsanız. Siz de yalan söylemeyin.
İçinizdeki çocuğa seslenin , onu oradaki uykusundan uyandırın.Kendi çocukluk yıllarınıza dönün. Neler hissettiğinizi neler yaşadığınızı düşünün. Çocuğunuzu anlamak şimdi daha da kolaylaşacaktır. Çocuğunuz kendisini sizin yerinize koyamaz çünkü o sizin yaşadıklarınızı henüz yaşamadı.Ama siz kendinizi onun yerine koyabilirsiniz.Çocuğunuzla empati kurun. Çocuğunuza mutlaka "Seni anlıyorum."Mesajını gönderin.
Kaç tane çocuğunuz olursa olsun,ikiz de olsalar hepsi ayrı yaratılmıştırlar. Çocuklarınız eşsizdir. Bir eşleri ya da benzerleri bulunmaz.O yüzden tüm çocuklarınızı aynı kalıba sokmayın her birinin ayrı ayrı yetenekleri ve özellikleri mevcuttur. Çocuklarınıza birer birey olarak saygı gösterin.Çocuğunuza yapabile- ceğiniz en önemli yardım; geri planda kalarak kendi benliğinin gelişmesinde, kendine ait bir kişilik geliştirmesinde yardımcı olabilmektir.
Çocuğun güçlü bir kişilik yapısına sahip olabilmesi için de tutarlı bir aile ortamında yetişmesi gerekmektedir. Yetişkinlerin yönettiği uyumlu , tutarlı, dengeli,sevgi ve saygı ilişkisine dayalı baskıcı olmayan bir aile ortamına her çocuğun ihtiyacı vardır.
Çocuğunuzun , çeşitli davranışlarını sınırlandırabilirsiniz. Ama asla çocuğunuzun duygularını ve hayallerini sınırlandıramazsınız. Onun duygularını önlemeye çalışmayın aksine onun duygularını düşüncelerini dile getirmesini sağlayın.Onunla her fırsatta konuşun.
Çocuklarınızın davranışlarını kontrol altında tutabilmek için , akla ve mantığa uygun sınırları ve kuralları eşinizle (ailenizle) birlikte koyun. Koyduğunuz kurallar uygulanabilir olmalıdır. Kuralları hemen uygulamaya geçin. Unutmayın tüm çocuklar için reçete gibi kurallar yoktur. Çocuğunuzun yapısına ve yaşadığınız ortama uygun kuralları kendi deneyimlerinizle en uygununu sizler bulmalısınız.
Çocuğunuzun kendi kendine yetebilen , olumlu bir kişilik sahibi olmasını istiyorsanız. Olumlu yapmış olduğu davranışları onaylayıp destekleyin . Onu teşvik edin , olumsuz davranışlardan vazgeçirmek için bu davranışların fazla üzerinde durmayın. Olumlu davranışları pekiştirin çocuklar, ısrarla üzerinde durulan davranışları tekrarlama eğilimindedirler. Birtakım davranışları, yasaklamak yerine diğer davranışları desteklemeyi tercih edin.
"Okula gidince öğretmen onu hizaya sokar. Öğretmen onun hakkından gelir." Demeyin. Çünkü eğitim okuldan önce evde başlar. Okulda geçirilen zaman süresi çok sınırlıdır. Ayrıca öğretmenin uğraşması gereken tek öğrenci sizin çocuğunuz değildir. Hayat okulunun ilk sınıfı aile eğitimiyle başlar. Okulda verilen eğitimle , ailede verilen eğitim birbiriyle tutarlı olmalıdır. Çelişkiler olursa çocuk seçim yapmak zorunda kalır. Okul mu? Ev mi? Şeklinde çocuk bocalar. Bu çelişkiyi çocuğa yaşatmamak için okul ve aile paralel bir eğitim vermelidir.
Çocuğunuzu ne kadar fazla uyaranlarla , karşı karşıya bırakırsanız. çocuğunuzun zihinsel, bedensel, sosyal gelişimi o kadar çabuk ve iyi olur. Çocuğunuzun zekasını geliştirmek için , zeka geliştirici oyunlar oynayın. Konuşmasını geliştirmek içinse onunla bol bol ve her konuda daha doğmazdan önce konuşmaya başlayın. Çocuğunuza zaman ayırın. Ayırdığınız zamanın,çokluğu ya da azlığı çok önemli değil önemli olan o zamanın niteliğidir. Özellikle çalışan anneler çocuklarına zaman ayıramadıklarında şikayetçidirler. Bire bir zaman ayırmak yerine mutfakta yemek yaparken onunla konuşmak"Bugün okulda ne yaptınız. Sınavın nasıl geçti." Gibi. Alışverişe birlikte çıkabilmek, akşetkin yürüyüşleri yapabilmek. Sınırlı zamanı etkin ve en iyi şekilde kullanabilmek önemlidir.
Çocuğumuzun da bizim de eksik olan yönlerimiz mutlaka vardır. Kendi kendinizle barışık olun. iyi ve kötü yanlarınızla çocuğunuzu ve kendinizi kabul edin.Unutmayın , hatasız kul olmaz.
Çocuğumuza , çocukluğunu yaşama fırsatı verelim. Yaşamadığı çocukluk günlerinin hesabını bir gün gelip bize sormaya mutlaka kalkacaktır.
Çocuk yetiştirmek dünyanın en zor sanatıdır. Zaman zaman kızabiliriz. Sinirleniriz. Hatta onları cezalandırırız. Siz de insansınız yaşadığınız ve hissettiğiniz duygulardan dolayı kendinizi suçlamayın."Kendimi çocuklarım için feda ediyorum."Duygusuna kapı-etkin ve böyle yaşayan kişiler çok da iyi yapıyor sayılmazlar. Sizin hayatınız size , onların hayatı da onları aittir. Ortak bir yol bulup kendinize zaman ayırabilmeli ve size ait hayatın tadını çıkarabilmelisiniz.
Ana baba olmak serüveninde en iyi rehberiniz, kendi çocukluk yıllarınız ve duygularınızdır. Kendi çocukluğunuzu düşünün , çocukluğunuza dönün. Ve çocuklarınıza ona göre davranın. Sizlere başarılar diliyorum. KAYNAKLAR: 1-1999-2000 Batman Rehberlik Araştırma Merkezi Müdürlüğü "Öğretmenlerin Rehberlik Hizmetinde Eğitimi Semineri"
|