|
kanayten
|
 |
« : 18 Haziran 2008, 19:31:28 » |
|
BİR TÜRK GENCİNİN ATA'YA HİTABESİ Sevgili Atam! Sana bu hitabeyi 33 yaşına girmiş, Gelecek güzel günlerden çoktan umut kesmiş, Temel eğitimini tamamlamış, Ve ancak şimdilerde seni tanıyabilmeye başlayan, Türk istikbalinin evlatlarından biri olarak yazıyorum. Seni ilk gördüğüm günü dün gibi hatırlarım. İlkokul birdim. Miniciktim. Elimde beslenme çantam, onluğumun cebinde annemin sevgisi, sınıfımda bilim öğrenecektim. Karatahtanın dört parmak üzerine ortalanmış çerçevenin içinden bana bakıyordun. Bakışların keskindi. ABC'den sonra ilk öğrendiğimdin; Gazi Mustafa Kemal'din. Çocuktum... Bana, bize, tüm dünya çocuklarına bayram armağan etmiştin. Armağanını, uygun adim sol-sağ-sol Sol-sağ-sol Kutladık... Kaçımızın ayağı su toplamıştı, kaçımız bayılmıştık... Biz bayramlarda ağlayan çocuklardık. Ne zaman salıncakta sallanan fotoğrafını görsem, gecen 23 Nisan'lara yanarım. Ortaokul ve lisede hep seni anlattılar bana... Dünyaya ancak yüz yılda bir gelen dahiydin... Şahin bakışları vardı, hürriyete aşıktın... En azılı düşmanlarına karşı bile merhametliydin, Ama savaş meydanlarında karşında kimse duramazdı. Aslandın, kaplandın, kartaldın, panterdin... Özgür geleceklere açılan pencereydin. Sözün özü benim sevgili Atam; Vurdum mu oturtan milli eğitimciler böyle anlatmışlardı. Beni milli bir şekilde eğitenler, Failatun, failatun, failatun, failun ölçü sistemini, Niagara Şelalesi’nin yükseklik ve debisini, Yes, it is a pensil demesini, Deli İbrahim'in küpesini, Bir bir kafama yerleştirdiler de; Bana senin insan yönünü anlatmadılar. Sigara tiryakisi olduğunu, Rakı içtiğini, Aşık olduğunu, evlendiğini, boşandığını, Kim bilir kaç geceler Savaş meydanlarında cesetlere bakıp,İçin için ağladığını, Özlemlerini, hasretlerini, Geleceği kazanmaya dair fikirlerini, Anlatmadılar. Bana, bize, tüm dünya gençlerine Bayram armağan etmiştin. Armağanını, uygun adim sol-sağ-sol sol-sağ-sol kutladık... Kaçımızın ayağı su toplamıştı. Kaçımız kıçına yediği sopa yüzünden altına işemişti. Biz bayramlarda bunalan gençlerdik. Ne zaman baloda smokinli fotoğrafını görsem, gecen 19 Mayıs’lara yanarım. Bir yandan; Heykellerini diktik, Dağa-tasa siluetlerini çizdik, Her kitaba, her yazıya Mutlaka senden alıntılar yerleştirdik. Bir yandan; Her işin kolayına kaçtık, Ticarette kazık attık, Üretim yerine kopyaladık, Bilim adamlarını sindirdik, Aydınları yargıladık, Yoktan yere nice vatan hainleri ürettik, Çoktan yere nice amaçsız gençler yetiştirdik. Zeki, çevik ve ayni zamanda düzenciydik. Eğitimi siyasete kurban verdik, Ekonomiyi siyasete kurban verdik, Aydınlık olması gereken gelecekleri Siyasete kurban verdik. Varlığımız siyasi emellere armağan oldu... Benim biricik Atam; Biz Demokles'in kılıcını sapından değil Keskin yanından tutmak marifet bildik. Sözün özü sevgili Atam Senin ruhunu gıdım gıdım içtik, Tükettik... Tükettik... Tükettik... Dedemden babama, babamdan bana Politikacı tabiriyle "enkaz devralmış" bulunmaktayız. Bu gidişle biz, çocuklarımıza devredecek Enkaz bile bulamayacağız... Türk’tük, doğruyduk, çalışkanlığımız şüpheli; Birinci vazifemiz; Türk istiklalini ve Türk Cumhuriyeti'ni İlelebet muhafaza ve müdafaa etmek, ülkümüz; Yükselmek, ileri gitmekti... Uzun bir yoldu... Yorucu ve yıpratıcıydı... Adidas'larimiz eskidi, McDonalds'ta mola verdik. Belki de "Bir Türk dünyaya bedeldir" deyisini Biz "Her Türk dünyaya bedeldir" anladığımız için emanetini, 1 milyon beş yüz seksen bin kat küçültmeyi becerdik... Verdiğin en önemli görev: Bu ahval ve şeriat içinde dahi vazifem Türk istiklalini ve cumhuriyetini İlelebet muhafaza ve müdafaa etmektir, bilirim. Muhtaç olduğum kudretin, Sana güvenimde mevcut olduğunu belirtir, ellerinden hasretle öperim...
YIL: 1938 SAAT: 09.05
Atatürk Ölüyor Aradan onlarca yıl geçiyor, Atatürk tekrar dünyaya geliyorYER: TURKİYE YIL: 2006 Atatürk tekrar dünyaya geliyor... Doğru meclise gidiyor, memleket nasıl yönetiliyor görmek için... Meclis kapısında cumhurbaşkanı, başbakan, devlet bakanları karşılıyorlar. Salonda en öne oturtuyorlar ve o günkü ülke soruları tartışılıyor... oturum bitiyor. Atatürk'ü meclis lokantasına götürüyorlar, yemekten sonra otele götürüp yatırıyorlar.... Ertesi sabah otelden almaya gidiyorlar, Atatürk’ün odası bomboş..!! Ve masanın üzerinde bir kağıda yazılmış şu sözler var: "Efendiler... Ben İstanbul'a gidiyorum, oradan bir vapura binip tekrar Samsun’a çıkacağım. Çünkü, bu ülkenin bir kurtuluş savaşına daha ihtiyacı var..."[/CENTER ALIGN] [CENTER ALIGN=CENTER] _________________[/CENTER ALIGN]
|