Okul yönetiminde denge
02 Aralık 2008, 12:11:40 *
RADYO DİNLE (Dinlemek için play tuşuna basınız.)

soru bankası, planlar, yıllık ve günlük planlar, sosyal kulüpler, belirli gün ve haftalar, rehberlik, izcilik, kurs, egzersiz, proje ve performans ödevleri, sunu, slayt, sunular, (powerpoint), drama, tiyatro, piyes, skeç, eğitim sitesi, oyun, eğlence, şiirler, hikayeler, fıkralar, güzel sözler, bilmece, bulmaca, seçme yazılar, komik yazılar, geyik, moda, güzellik, makyaj, romantizm, duygusallık, sevgi, aşk, astroloji, fal, msn, messenger, programlar, program, cep telefonu, atatürk, okul siteleri, video, komik video, klipler, klip izle, video izle, çocuk kulübü, animasyonlar, çizgi animasyonlar, slaytlar, slayt izle, türkçe, matematik, hayat bilgisi, ilkokuma ve yazma, fen ve teknoloji, sosyal bilgiler, inkılap tarihi, vatandaşlık, teknoloji ve tasarım, trafik, spor etkinlikleri, birleştirilmiş sınıflar, sanat etkinlikleri, mp3 indir, yerli albümler, yabancı albümler, yerli mp3, yabancı mp3, tanışalım, eğitim haberleri, İslam, dini konular, bilgi damlaları, e-kitap indir, komik resimler, resimli şiirler, wallpaper, masaüstü resimleri, animasyon şiirler, 1. sınıf, 2. sınıf, 3. sınıf, 4. sınıf, 5. sınıf, 6. sınıf, 7. sınıf, 8. sınıf, eğitim haberleri, sinema salonu, film izle, komik filmi, interaktif eğitim, online ders çalış, eğitim filmleri, ilginç videolar
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
Ana Sayfa Yardım Sohbet Odası Oyunlar Satranç Videolar Ara Üyeler Giriş Yap Kayıt Bize Yazın

Okul yönetiminde denge
0 cevap var
Okunma Sayısı 91 defa
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Gönderen Konu: Okul yönetiminde denge  (Okunma Sayısı 91 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
eminKA
SİTE YÖNETİCİSİ
V.İ.P. ÜYE
*****
Mesaj Sayısı: 7299




Gönderdiği Mesajları Gör WWW
« : 09 Ağustos 2007, 18:03:06 »








Okul yönetiminde denge

Yrd. Doç. Dr. Bedri Dere
 
 
 Okul yöneticileri, okullarda birtakım uygulama ve araştırmalarla güvenirliği büyük ölçüde tespit edilmiş ve amaca etkinüren en güvenilir araç niteliğindeki teorileri uygulamaktan çekinmektedirler. Bunun yerine deneme yanılmaya dayanan deneyimlerle okulu yönetmeyi yeğlemektedirler. Bir okulun kurum boyutu ile birey boyutu ya da formel yanı ile informel yanı arasında denge kurmayı ihmal etmektedirler.

Teori ve tecrübe

Mantık yoluyla birbirine bağlanmış ve desteklenmiş genellemeler dizisi bir teoriyi meydana getirir. Teori yöneticiyi gerçeğe etkinüren en güvenilir araçtır. Mantığa uygunluk ve birbirine bağımlılık, teorinin iç tutarlılığını ve dış bütünlüğünü sağlar. Bu uygunluk ve bağımlılık ne kadar çok olursa, insan davranışını kestirme imkânı o kadar artar. Böylece teori, insan davranışına ilişkin hareket ilkelerini de belirtmiş olur. Okul yönetiminde geçerli ve yararlı olabilecek teoriler, hem örgütün yapısı, hem de üyelerin davranışlarını dikkate almak zorundadır.
 
Teori ile uygulama arasında bir ikilik yoktur. Böyle bir ikilik teori ile yanlış uygulama arasında olabilir. Uygulama problemlerini olduğundan büyük ve zor görme çabası, tecrübe ile yetişmiş yöneticinin eğilimidir. Kuşkusuz yönetimde tecrübenin de yeri vardır, fakat bu tecrübe deneme yanılma yoluyla değil, teorinin uygulanması sonunda kazanı-etkin tecrübe olmalıdır.(1)

Teorinin yararları ise;  gerçeğin bulunmasına, eylemin düzenlenmesine ve bilginin üretilmesine rehberlik etmektir.(2)

Eğitim yönetimine uygun bir teori yöneticinin dikkatini tekniklerden çok süreç ve ilişkilere yöneltmeli, geçmişi anlatmaktan çok geleceği kestirmeye yaramalıdır.(3)

Yöneticinin teoriden korkmasının başlıca iki nedeni vardır: Teori konusunda bilgisizliği ve zekasına fazla güvenmesidir. Ayrıca, eğitimde yapay olarak oluşturulan teori-tecrübe ikiliği, meslekte teorisyen ve pratisyen olarak iki kast sistemi meydana getirmiştir. Sonuçta, bunlardan birisinin diğerinin işinden hiç anlamadığı yolunda gerçeğe aykırı bir görüş meydana gelmiştir. Oysa, teori ve tecrübe arasında bir ikilik düşünülemez. Ancak, teorici bilim adamı ile, tecrübeci yöneticinin teoriye ilişkin aynı duruma ayrı gözlerle bakmaları böyle bir aldatmacaya neden olmuştur. Çünkü, birincisi durumdan yani deneyimden teori çıkarır, ikincisi yani deneyimci yönetici ise, duruma teoriyi uygular. İşbirliği zorunda kaldıkları zaman, bilim adamı yöneticiyi fazla pratisyen, yönetici de bilim adamını fazla teorik olmak ve uygulama olanağı olmayan fikirler beslemekle suçlar ve böylece teori-tecrübe eşleşmesi engellenmiş olur.

Kuşkusuz hayatta olduğu gibi, meslekte de deneyimin yeri büyüktür. Ancak tecrübe geçmişin ürünü olmasına karşılık, teori geleceğe ilişkindir. Üstelik, deneme-yanılma yöntemine dayalı tecrübenin maliyeti yüksektir. Bu maliyeti yükselten; zaman, emek ve başarısızlık gibi nedenlerdir. Oysa teorinin hem transfer gücü, hem de güvenirliliği yüksektir. Teoriye dayalı deneyimin maliyeti de, bu yüzden düşük olur. Okul yönetiminde teori tecrübe eşleşmesi, bu nedenle zorunlu bulunmaktadır. Teoriye yanaşmayan okul yöneticileri, hem örgütlerini hem de kendilerini yıpratan hatalar yapmaktadırlar. Yöneticinin hata yapması o kadar kötü değildir. Daha kötüsü, hem büyük yönetici olması hem de hata yapmasıdır. Hata yapmasına karşın büyük yöneticiliğe getirilmesi  ya da o düzeyde bırakılmasıdır.(4)

Ticaret ve sanayi örgütleri yaşama olanağını kaybettikleri zaman yönetici ve üye, yararları ile birlikte son bulurlar. Bu nedenle yaşamlarını sürdürecek teori ve teknikleri öğrenmek ve uygulamak zorundadırlar. Eğitim örgütleri gibi sosyal örgütlerin yok olma tehlikesi bulunmadığından, yöneticileri böyle bir zorunluluk duymamaktadırlar. Eğitim ve okul yöneticilerinin, teoriye karşı olan ilgisizliği de bundan doğmaktadır. Çünkü okulun yerini alacak başka bir örgüt yoktur. Okul yok olma gibi bir tehlike ile karşı karşıya değildir. Başarısız da olsa, iyi kötü yaşamaktadır. Okul yöneticisi de, nasıl olsa yaşayan bu örgüt için gerekli teorileri öğrenme ihtiyacını duymamaktadır. Bu boşluğunu ise, zaten kendiliğinden yaşayan örgütünü, deneme-yanılmaya dayanan deneyim ürünlerinin yaşattığını ileri sürerek kapatmaktadır.(5)

Teoriden çekinme, yöneticinin sadece teoriyi öğrenme değil, kullanma gücünü de azaltır. Çocuklar nasıl karanlıktan korkarsa, yönetici de teoriyi uygulamaktan korkar. Her ikisinin de nedeni bilgisizliktir. Bilimin kutsal inek gibi görüldüğü toplumlarda, teori bilim adamının tekelinde kalmıştır. Bilim adamı fikirlerini tüketiciye yaymak sorumluluğunu duymaz, yönetici ise uygulamaya karanlık teorilerden daha çok katkıda bulunduğuna inanır. Böylece bilim adamı teorilerini besleme (feed back), yönetici teoriden yararlanma imkânını kaybeder. Karşılıklı savunma mekanizmaları içinde, iki taraf benimsedikleri rolleri oynamaya devam eder.

Okul yöneticileri, genellikle diğer yöneticiler gibi, örgütlerin teknik yanları ile uğraşmak zorunda kaldıklarından, bu alana uygun teorileri geliştirmeyi ihmal etmişlerdir. Bunun sonucunda teori değil, tecrübe yoluyla öğrenmeyi seçmişlerdir. Böylece eğitim düzenimizde deneme-yanılma yoluyla öğrenme geleneksel olmuştur. İyi ve isabetli kararlar gelecekteki olaylara ilişkin verilenlerdir. Tecrübe belki başarılı, fakat ücreti yüksek bir öğretmen hizmeti görmektedir. Emek, madde ve insan maliyeti yüksek olduğu gibi, yöneticiyi yıpratma derecesi de yüksektir. Yöneticinin bu tutumu, onu büyük başarısızlıklara iten bir kişilik enflasyonuna yol açmaktadır. Oysa hızlı gelişen bilim, teknoloji ve demokrasinin sosyal, politik ve ekonomik problemleri, yöneticinin sağduyu ve kendine aşırı güveni ile çözülemeyecek kadar karmaşık bulunmaktadır. Bu karmaşıklık, disiplinler arası bir bilim ve kurumlar arası bir girişim olan eğitimde daha ürkütücüdür. Bu gün okul yöneticisi, teoriden değil, teoriyi kullanmadan çözümlemek zorunda kaldığı bu tür problemlerden çekinmelidir.

Uygulama, teorinin kuvvetini deneyen önemli bir araçtır. Her ne kadar uygulamalı bir alan olan okul yönetiminde teoriler deneysel ortamlarda geliştirilse de, bu ortamlar teorinin eleştiriye açık yanlarını ortaya koymaktadır. Öyleyse, okul yönetiminde her tür teoriyi uygulama alanında denemek gereklidir. Ancak bu denemelerde olumlu sonuçlar aldıktan sonra, okul yönetiminde teori-tecrübe dengesi kurulabilecektir.(6)

Teori ile tecrübe arasındaki fark yapay olarak meydana gelmiştir. Çünkü, bilim adamı ile deneyimcinin kurdukları neden-sonuç ilişkileri, belirli durumlardaki belirli sonuçlardan çıkarılmıştır. Sadece birincisi sağduyuyu, ikincisi de kişisel deneme yolunu seçmiştir. Ayrıca bilim adamı ile yöneticinin teoriyi kullanma yolları farklıdır. Birincisi, belirli durumları teoriye varmak için kullanır, ikincisi ise, teoriyi belirli durumlara yanıt ve çözüm bulmak için kullanır. Bu nedenle, her ikisi aynı duruma ayrı gözlerle bakabilirler.

Yönetici, meslektaşlarından kabul ve statü görmek istiyorsa, yönetici eğitiminin temelinde bulunan teori kavram ve uygulamasına karşı olumsuz tutumunu değiştirmek zorundadır.

Ayrıca, uygulamalı bir bilim dalı olan eğitimde, etkili bir teori-deneyim eşleşmesi kurabilmek için, bilim adamı ile yöneticinin işbirliği gerekmektedir. Bu işbirliğinin verimi, ikisi bir araya geldikleri zaman gösterecekleri davranışların önceden bilinmesine bağlıdır. Zaten iki tarafın kabul edebilecekleri bir teoriyi başka şekilde geliştirmelerine imkân yoktur. Bilim adamı yöneticideki teorik boşlukların derhal farkına varır ve sıkışınca onları hedef alır. Buna karşın bilim adamının kullandığı teknik terimlerden etkilenen yönetici, ondaki boşlukları kolayca göremez. Görse bile, kendi boşluklarının ortaya çıkacağı kaygısıyla, soru sormaktan çekinir. Aralarında etkileşim olduğu zaman genellikle bilim adamı yöneticiyi fazla pratik olmakla, yönetici de bilim adamını uygulama olanağı olmayan fikirler beslemekle suçlar. Gerçekte başarılı yöneticiler farkında olmadan yönetim teorilerine uygun davranırlar. Farkında oldukları zaman, bu davranışlarını teorileştirmekte güçlük çekerler.(7)

Yönetici dengeyi sağlamalı

Okul yöneticisi, örgütündeki bireylerin; emek, beceri ve bağlılık biçiminde yaptıkları yardıma karşılık, örgütte onlara ücret, güvenlik ve benimseme biçiminde karşılık vermelidir. Okul denilen sosyal sistemin kurum ve birey boyutları vardır.

Bu iki boyutun etkileşimi de, beklenen davranışla sonuç-etkinır. Okul yöneticisi, bu iki boyuttan birine ağırlık vermeden, doğrusal değil, durumsal bir tutum izlemesi gerekir. Örneğin bir okul yöneticisi öğretmenlerinden sadece görev beklememeli, onların kişiliklerine değer vermeli ve ihtiyaçlarını tanımalıdır. Ayrıca, yapacağı güdülemelerle onlardan beklenen rollerini oynamalarını sağlamalıdır. Bu öğretmenlerden biri veya birkaçı rollerini ihmal ediyorsa, onları da önce grup birliğinden yararlanarak etki yoluyla çalıştırmayı denemelidir.

Bütün yöneticiler, makam ve yetkinin emirlerine verdiği nimetleri kendilerine özgü felsefe ve seçmelere göre dağıtırlar. Okul yöneticisi de bu nimetleri, maiyetindekilerden kendisine değil de örgüte olan hizmetleri ile orantılı dağıtmalıdır. Eğitim ve yönetimin değer sistemleri de bunu gerektirir.

Okul yöneticisi ile aynı fikir ve tutumları paylaşmayan, çalışkan ve başarılı öğretmenler çok görülmüştür. Bu yöneticilerin, meslekî değer sistemleri kuvvetli olanların böyle öğretmenlere diğerlerinden farklı davranmadığı, zayıf olanların ise, onları hakları bulunan örgüt nimetlerinden yoksun bıraktığı bir gerçektir. Oysa, yönetici; yasalarımıza göre nesnel, eşit ve genel davranmak zorundadır. Din, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî görüş ayrımı yapamaz. Böyle bir ayrımcılığı yöneticilik meslek ahlâkı ile bağdaştırmak olanağı yoktur. Bir yerde münakaşa varsa orada haksızlık yapılıyor demektir.

Hizmetlerin takasındaki başarı derecesi, okul yöneticisinin liderlik rolüne girmesini kolaylaştıracaktır. Örgüt nimetlerini örgüt üyelerinin hizmetleri ile oranlı dağıtabilirse, kendi grubu tarafından lider imajına sokulacaktır.

Özendirme üyeleri maddî ve manevî olarak da gruplandırabilir. Birinci grupta daha çok maaş, ücret ve buna benzer yararlar bulunmasına karşılık, ikincisi statü ve rol gibi manevî doyum araçlarını içerir. Bu iki yoldan biri ile kendilerine etki yapılmayan üyeler, örgütte uzun süre kalmazlar. Örgütün yaşaması üyeleri ve müşterilerine çekici gelen amaçları ile mümkündür. Yoksa her iki grupta örgütün yaşamasına yardımcı olamazlar. Örgütte denge, onun yaşama sorumluluğunu üzerine alan kontrol grubu yani yönetim tarafından sağ-etkinır. Denge sayesinde sistemin parçaları birbiriyle ahenkli ilişkiler içinde bulunur ve çalışır. Zaten dengesizlik durumuna giren örgüt, sistem olma özelliğini de tehlikeye sokmuş olur. Durgunluğun aşırı derecesi, örgütü felce uğratır. Felce uğramış bir örgütte üst basamak yöneticileri isteksiz ve vurdumduymaz davranır, orta basamaktakiler birbirini yemeye çalışır, alt basamaktakiler de canından bezmiş ya da işin alayında olur.

Kişiler arası ilişkilerden meydana gelen informel örgüt, informel iletişimin ürünüdür. Modern teorinin kabul ettiği gibi, informel örgüt, sistemin parçalarından biridir. Kişiler arası ilişkiler, gruplar arası ilişkileri doğurur. Bazı okul yöneticileri, örgütteki gruplaşma ya da hizipleşmelerden korkarlar. Oysa bunlar, insan davranışının normal, doğal ve önüne geçilmez eğilimleridir. Yöneticinin görevi, bu grup ve hizipleri dengede tutmaktır.

Okul özel bir çevredir. Bu özel çevrenin görevi, çocuğa gerçek çevreyi kolaylaştırarak, temizleyerek ve dengeleştirerek öğretmektir.( Bu konuda okul yöneticisine düşen görev, okul ile çevre arasında bir köprü kurabilmek ve köprüyü daima açık bulundurmaktır. Çevrenin kötü etkilerini okulun iyi etkileri ile karşılayabilmek gerekmektedir. Okul çevreden ya da çevre okuldan tümüyle ayrı kalınca, birinin ürününü diğerinin ürününe uydurmakta güçlük çekilir. Okul yöneticisi, çevresiyle iyi ilişkiler kurarak hem okul ile çevre arasındaki açıklığı kapatacak, hem de bu uygunluğu sağlamış olacaktır. Çünkü, hiçbir örgüt çevresine okul kadar yakın olamaz.(9)

Dipnotlar

(1) Ziya Bursalıoğlu, ( Okul Yönetiminde Yeni Yapı ve Davranış, 11. Basım, Ankara:  2000 ), s.17.
(2) Griffiths D. E.( Evaluation of at the Leadership of the School Superinterdent, ( Yale University), s.360.
(3) Ön., Ver.,s.31.
(4) Ziya Bursalıoğlu. (Eğitim Yönetiminde Teori  ve Uygulama, Ankara: A.Ü. Eğitim Bilimleri Fakültesi Yayınları, 1997), s.98.
(5) Aynı, s.100.
(6) Aynı, s. 101.
(7) Ziya Bursalıoğlu. (Okul Yönetiminde Yeni Yapı ve Davranış, Ankara: A.Ü: Eğitim Bilimleri Fakültesi Yayınları, 2000), s.32 -33.
( Aynı, s.25.
(9) Aynı, s.27.
 
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git

Arşiv

  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Powered by SMF 1.1.2 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
| Sitemap