|
kanayten
|
 |
« Yanıtla #7 : 22 Şubat 2008, 22:36:55 » |
|
Lalezar Kitabevi tarfından yayınlanan ve Burhan SEMİZ tarafından kaleme alınan ÇIKMAZ SOKAK PKK adlı kitabı tüm türk vatandaşlarının mutlaka okuması gerektiğine inanıyor ve herkese tavsiye idiyorum. Geçmişten gunumuze yaşanan terör hadiseleri. ülkemizin yıllardır gelişmesinin önündeki en önemli engel olarak görülmektedir. Türkiye 1984 yılından itibaren PKK gerçeği ile tanışmış ve PKK'nın ortaya çıkardığı terör hadiselerinden her yönüyle etkilenmiştir. Peki, bu terör hadiselerini kimler, ne şekilde ve nasıl yaptı? Hangi şartlarda senaryosunu başkalarının çizdiği bu terörün figüranı oldular? Bu soruların cevabını çıkmaz sokak PKK "PKK Dağ Kadrosunun Metodolojisi ve Sosyolojisi" isimli eserde görebilirsiniz. Terör örgütleri ve özellikle PKK konusuyla ilgili olarak literatürdeki kitaplar, sorunun bilimsel açıdan değerlendirilmesi konusunda yeterli görülmemeli ve sürekli yeni çalışmalarla daha zengin hale getirilmelidir. Zira terörizinle mücadele silahla değil, kalemle yapılması gereken bir mücadeledir. Çıkmaz Sokak PKK isimli eser terör ve terörizmle mücadelede toplumun her kesimine ayrı ayrı hitap eden yönleri olması sebebiyle literatüre farkı, bir katkı sağlayacaktır. Ayrıca yıllardır yaşanan PKK terörüne farklı bir bakış açısıyla yazılan bu eserde mevcut sorunlara yönelik çözüm reçeteleri bizlere belli bir bakış açısı kazandırmaktadır.
TAKDİM
Ülkemizde yaşanan terör olayları arasında PKK'nın yeri ayrı bir önem taşımaktadır. Zira PKK sadece eli kanlı bir örgüt değil aynı zamanda etnik çatışmayı da körüklemeye çalışan sosyal bir hastalığın sonucudur. Bu sosyal sorunun her yönüyle incelenmesi, PKK terörünün köklerini çürütmeye yarar bir çıkış noktası olması açısından önem taşımaktadır. PKK terörünün değerlendirilmesi ve bu konuda çözüme yönelik açılımların sağlanabilmesi için PKK terör örgütünü her yönüyle tanımak zorundayız. En ince ayrıntısına kadar değerlendirilmesi gereken bu örgütün öncelikli inceleme alanı silahlı birlikleridir. PKK silahlı birlikleri 1984 yılından günümüze gelen süreçte "gerilla" yöntemlerini benimseyen bir tarzda hareket etmiş ancak halka yönelik şiddet ve terör eylemlerini saldırı stratejisi içerisinde değerlendirmiş ve böylece terörün ülkemizdeki en önemli unsuru haline gelmiştir. PKK'nın silahlı birlikleri olarak da ifade edebileceğimiz Dağ Kadrosu, "Çıkmaz Sokak PKK" isimli eserde ayrıntılı olarak değerlendirilmiş, metodolojik yönü başta olmak üzere, dağ kadrosunda nelerin yaşandığına, örgüt üyelerinin hayat hikayeleriyle yer verilmiştir.
ÖNSÖZDEN Kimse Türkleri ve Türk devletini saf yerine koymaya kalkmasın. O halde biz de PKK’ya şöyle bir çağrı yapalım: Madem Kürtlerin demokratik haklara kavuşmasını istiyorsun, devlet demokrasinin önünde engel olarak seni görüyor, sen devlete teslim ol, devlet de demokratik hakları tanısın!
Ama PKK’nın terörist elebaşıları, silahın kendi güvenceleri olduğunu söylemektedirler. O halde siz demek ki demokrasi için değil, kendi örgütsel varlığınızı korumak için çalışıyorsunuz. Bir de devletin, Türk ordusunun operasyonları durdurmasını istiyorsunuz.
Ama bu komedi çok fazla bu haliyle devam edemez. Bunu Başbakan da anlayacaktır. PKK terörü, silahla bastırılacak, eşkıya gebertilecek ve sorun morun kalmayacaktır. Türk ordusunun da, Türk milletinin de buna misliyle gücü vardır. Görecekler... Türkoğlu Türklüğünü koru Bugün PKK terrü ile mücadelede en önemli nokta budur. PKK, Kürtleşmeden güç almaktadır. Türkler Türklüğünü korursa PKK zayıf düşecektir. Bu ise askeri değil toplumsal bir çözümü gerektirir. Türk, kendi sorununu kendisi çözecektir. Bunun için ilk başta yapılması gerekenlerse şunlardır. 1- Her Türk, alışverişini mutlaka Türkten yapmalıdır. Kürde aktarılan para PKK’ya maddi destek demektir. Türk, bu maddi desteği kesmezse, hem Türklerin mali gücü olmayacaktır, hem de Kürdün altında ezilecektir 2- Her Türk, Türkçe konuşmalıdır. Bunu da İstanbul şivesi ile konuşmalıdır. Dil varsa millet vardır. Ancak şehri istila eden Kürtler kendi dillerini hakim kılmaktadır. Bunlarla temas içinde Türkler de şivelerini bozmakta, Türkçe konuşsa bile adeta Kürt şivesiyle Türkçe konuşmaktadır. TV’lerdeki Kürt dizilerinin, Kürt müziğinin, her adım başı Kürtçe müzik çalan barların, kasetçilerin, minibüslerin ortasına düşen Türk ister istemez lisanını yitirmektedir. Buna direnmek için: Türk, Kürt dizisi izlemez. Kürtçe müzik dinlemez. Kürtçe müzik çalan barlara gitmez. Kürtçe konuşulan minibüse binmez. Kürtçe kaset satan dükkandan alışveriş yapmaz. 3- Türk, ancak modern şehir hayatında kendini ifade edebilir. Türk medeniyeti, köyden gelen etkilere kapatılmalıdır. Köy, her halükarda Kürtçülüğün yaşam alanıdır. Yıllarca İstanbul’da Sivaslı, Erzincanlı, Malatyalı, Tokatlı Alevi kitlenin yarattığı köy ortamı, Kürtçülüğü güçlendirmiştir. Türk’ü saza mahkum eden köylü kafası, bugün şehirleri Kürt kültürüne teslim etmiştir. 4- Türkler, yemeklerine sahip çıkmalıdır. Türk’ün damak tadı, Kürt yemekleri ile yer değiştirmektedir. Türk’ü kebaba, lahmacuna mahkum eden anlayışla mücadele edilmelidir. Yemek, kültür savaşının bir parçasıdır. Mc Donaldslar ne kadar tehlikeli ise Kürt mutfağı da o kadar tehlikelidir. Başka kültürlerin yemeklerini yiyen kültürler asimile olur. O nedenle Türk, Türk mutfağına sahip çıkmalı, başka şeyler yememelidir. 5- Her şeyden önce Türk üremelidir. Artan her bir Türk bebesi, bizi Ergenokan’dan çıkartacak bir kurtarıcıdır. Not: 30 Ağustos Zafer Bayaramı dolayısıyla asılan afişlerde şu ifade vardı: Türk ordusunun kışlası milletinin yüreğidir!
|