|
kardelen
|
 |
« : 05 Mayıs 2007, 21:50:36 » |
|
TÜRKLERİ ANLAMA SANATI adlı kitaptan
Madde 3: Çocuk yüzmeyi çabuk öğrensin diye babası tarafındankucaklanıp >denize atılır..Türkiye'de babalar sahillerin olmazsa olmazlarıdır. Yüzme öğrensin diye çocuklarını kucaklar ve 'Sıkma kendini, rahat bırak'diye suya atarlar. Bahane de hazırdır. 'Olur mu? Bak Rusya'ya. Orada çocuklarıdoğar doğmaz havuza atıyorlar, yüzmeyi öğrensin diye.Olimpiyatlarda görüyoruz herhalde...'
Madde 7: Hesap ödeyen erkek, hesabı ödemek için gereken işlemi masanın altında yapar.Türk erkeği ödediği hesabı masadakilerin görmesini istemez.Eğer görürlerse ayıp olacağını düşünür ve karşıdakilerin '*bu kelimeyi kullanmak yasak* amma da görgüsüz herif, hem ısmarlıyor hem de hesabı gözümüze sokuyor'demesinden çekinir. Böyle bir davranışa bir de Eskimo erkeklerinde rastlanılabilir. Hesabı açıkta ödeyen Eskimo'nun eli haliyle donacaktır.
Madde 11: Türkiye'de ilk, orta, lise, üniversite, yüksek lisans,doktora fark etmez, sınav kağıtları dağıtılırken, bir öğrenci mutlaka "Hocam istediğimiz sorudan başlayabilir miyiz?' sorusunu sorar.Aynı öğrenci, öğretmen haftaya sınav yapacağını bildirdiğinde kaçıncı sayfaya kadar sorumluyuz hocam' sorusunu soran ama yine de sınava çalışmayan öğrencidir.
Madde 25: Tüm ısrarlara rağmen misafir 'Yemeyeceğim yeter!' diyorsa,Ev sahibi son kozunu değerlendirir ve ilahi gücü cümle içinde kullanıp Bak Allah'ın adını verdim' diyerek misafiri köşeye sıkıştırır. Misafir bunun üzerine midesi dolu olsa da, ilahi kudret korkusundanmıdır kaçış yolu kalmamasından mıdır, ne var ne yoksa bir çırpıda yer.>
Madde 31: İşyeri açılışının yapıldığı gün satılan ilk üründen eldeedilen para (siftah parası) bereket getireceğine inanılıp çerçeveletilir ve işyerinin duvarına asılır. İşyerleri açılışı çok önemlidir. Alışveriş yapanlar ürünlerin gerçek karşılığını değil, gönüllerinden geçeni kasaya bırakırlar. İlk alışveriş parası herkese gösterilir.
Madde 34: Üzerinden araç geçsin ve temizlensin diye işyeri paspasları cadde ortasına fırlatılır. Sinek avlayan esnaf Türkiye'de temizlik hastası kesilir. Alır eline hortumu baştan aşağı dükkanının bulunduğu caddeyi, kaldırımları birgüzel sular. O da yetmez, yandaki caddeleri ve sokakları da sulamayı iş edinir. O arada paspaslar da temizlikten payını alır.
Madde 42: Misafirlikte kolonya ikram edilirken büyüklerin ellerineçocukların kafasına dökülür. Aynı misafirlikte biraz büyük bir çocuk varsa mutlaka 'Geçen bunu hamama götürdük.Babasını da getirseydin bari dediler' geyiği mutlakayapılır.
Madde 46: Durakta değil de, her el kaldıran yolcu gördüğünde duran otobüse halk otobüsü denir. Halk otobüsü halkı kırmaz, durur. Halk otobüsünün belediye otobüsünden tek farkı budur.
Madde 49: Sehirlerarası otobüs yolculuklarında kan bağı yoksa (karı,koca, yeğen, yenge gibi) bayan yanına erkeğin oturması firma tarafından kabul edilmez.. Türkiye'de en önemli namus bekçileri otobüs muavinleridir.Muavinlere göre birbirlerini hiç tanımayan iki karşı cinsin, mesafe olmaksızın seyahat etmesi, ateşle barutun birbirine bitişik iki koltuktan bilet alması gibi bir şeydir. Buna asla izin vermezler. Ancak gidilecek yol boyunca erkeğin yanına oturtmadıkları genç kızı kesmeyi de ihmal etmezler.
Madde 63: Gelinin belinde yer alan kırmızı kuşak bekareti simgeler. Damadın elbisesi üzerinde renkli bir çaput parçası, herhangi bir işaret bulunmadığından cinsel geçmişi hakkında fikir yürütmek mümkün değildir.Aslında bu geçmişle pek ilgilenen de yoktur.
Madde 64: Kafa bir yere çarptığında şişmesin diye çiğnenmiş ekmekle ovalanır.Türklerin 'Kendi kendine tedavi' yöntemleri sadece bunlarla bitmez.Ağrıyan yere sıcak tuğla konur. Isıtılmış çay bardakları ile sırt çekilir.Arpacık çıkmış göze sarmısak sürülür. Sarılık olmuş kişiye kendi idrarı içirilir. Kesilen ve kanayan yere tütün basılır. Paslı çivi batan yer sopayla dövülür. Burkulan yere biftek bağlanır. Yanan yere diş macunu sürülür.
Madde 66: Bütün ilaçlar buzdolabında saklanır.Buzdolabının kola, su, gazoz koyulan bölgesi ilaçlara yetmeyince, ilaçlar yumurtaların bulunduğu alanda, kurumuş yarım limonlara komşuluk yapar.
Madde 75: Sokak ortasında aşka gelip sevişen, kedi, köpek at gibi hayvanlar önce 'Hoşt, kışt, pişt, aloooo' denilerek uyarılır. Sevişme halinin devam etmesi durumunda hayvanlar sopa benzeri bir cisim kullanılarak ayrılır. Üç-beş güvercin bir araya gelip, buldukları kırıntıları kafalarını delirmişçesine öne arkaya sallayarak tetikte yerken, kendilerine doğru aniden koşan birini gördüklerinde topluca kaçarlar. Güvercinler neden böyle bir davranışla karşılaştıklarını anlamazlar. Kışşşt' diye ses çıkarıp güvercinlerin ortasına dalan bir Türk'ün de anlaşılacak bir hali yoktur zaten
Türkleri Anlama Kılavuzu Madde 60- Düğün salonunda halay ekibi, önce pistte çember oluşturarak coşar. Ardından masaların arasından geçerken halaya yeni kişiler alınır. En sonunda düğün salonunun duvarları boyunca halay çekilir. Ve nihayet halaydan kopmalar başlar... Halay ekibi dağılsa da, 2-3 kişi şuurunu kaybetmiş şekilde halay çekmeye devam eder... Çok sonra anlaşılır ekibin dağıldığı... Madde 75- Sokak ortasında aşka gelip sevişen, kedi, köpek, at gibi hayvanlar öncelikle “hoşt, kışt, pişt, aloooo” denilerek uyarılır... Sevişme halinin devam etmesi durumunda hayvanlar sopa ve benzeri bir cisim kullanılarak ayırılır... Madde 39- “Misafirlere hoş geldin dedin mi?..” çocuğa yaşatılacak en büyük kabuslardan biridir... Gelen misafire, ebeveyne göstere göstere “hoş geldin” deyip, kabustan kurtulmak gerekir... Madde 8- Pazartesi sabahı ve cuma okul çıkışı, bayrak töreni öncesinde, okul müdürü “evladım konuşmayı kes, arkadaki oğlum önüne dön, öndeki arkana dön, sırayı bozma, bak hala konuşuyor, kime diyorum vs...” bağrışlarıyla müdür olduğunu hisseder, hissettirir... Madde 72- Belediyenin yaptığı kazı çalışmalarında kullanılan iş makineleri, etrafında kalabalığın toplanmasını sağlar... İş makinelerinin temposuna hayran olan fertler, saatlerce kazı çalışmalarını seyredebilirler... Bazılarının çalışmaya katılıp “topla gel, indir, kaldır, hopppp dur...” demesine az kalmıştır...
Türkleri Anlama Kılavuzu 2 Madde 104 - Bebeklerin zekası "Armut nerde?... Amcan hangisi... Elmayı göster..." lüzumsuzluğuyla sık sık yoklanır... Bebek parmağıyla doğruyu gösterdiğinde yetişkinler pek bir neşelenir... Daha en başından "düt" diye kavrattırılan araba, bebeklerin kolayca tespit ettiği bir gereçtir... Madde 90 - Apartman girişinde halının, yünün yıkanması bir şölen havasında gerçekleşir... Birbiriyle iyi anlaşan komşu kadınlar, topluca halı yıkama kararı alırlarsa o gün apartmana girmek güçleşir.. Her yer kurumaya bırakılmış halılarla, yünlerle doludur. Madde 102 - Mutfak kapısının arkasına ekmek torbasının asılması.. Yatak odası kapısının arkasına elektirikli süpürgenin koyulması.. vs... sıkça rastlanan geleneksel bir durumdur.. Kapı arkalarından gizli depo yapılması evden alabildiğince faydalanılmasını sağlar.... Madde 87 - Alaturka tuvaletlerin en garip aksesuarlarından biri olarak; taharet musluğuna sabitlenmiş hortum dikkate şayandır... Başparmakla hortum ucu kapatılıp, musluk açıldıktan sonra eser miktarda tazyik sağlanır ve temizlik gerçekleştirilir... Otogar, lokanta, kahvehane tuvaletlerinde hortumlu musluklara rast gelmek çokça mümkündür. Madde 106 - Korna bir selamlaşma aracı olarak kullanılabildiği gibi, trafiği açacağı düşüncesiyle öndeki aracı harekete geçirmek maksadıyla da kullanılır... Taksi, minibüs benzeri toplu taşıma araçlarında şoförün, yolcu adayı gördüğünde kornaya asılması "Bineceksen tavrımı, ona göre belirleyeceğim, yoksa hızlanacağım" anlamına gelir. Yol boyunca kısa aralıklarla potansiyel yolcuların yer alması korna sesinin sık sık duyulmasına neden olur...
alıntı
|